İşsizlik ve işçisizliğe bir de İK gözünden bakalım…
Bu bir iş ilanıdır…
Aranan özellikler:
* Üniversitelerin ilgili bölümlerinden mezun, (Tercihen Yüksek Lisans Mezunu)
* Erkekler için askerlik görevini tamamlamış veya muaf.
* Seyahat engeli olmayan (B sınıfı ehliyete sahip)
* 25 yaşını aşmamış
* En az 2 yıl tecrübeli
Elemanlar aranmaktadır.
İşsiz kaldığım dönemlerdi.
Artık ne olursa yaparım moduna geçmiştim.
Ama biz gazetecilerin kaderinde, basın yayın ve iletişim sektörü haricinde hiçbir şey yapamayacağımızı anladığım günlerde böyle bir ilan görmüştüm.
İşte bu ilan bir gerçeği daha yüzüme vurmuştu.
Liyakatsizlik!
İş arayanla iş verenlerin buluştuğu platformlarda böyle ilanlar oluyor bazen.
Sonra da diyorsunuz ki, İnsan Kaynakları Yöneticileri ne işe yarıyor?
İşte İnsan Kaynakları Yöneticiniz yoksa böyle ilan veren patronlar oluşur…
Keşke herkes kendi işini yapsa.
****
İKAYDER Başkanı Dr. Bülent Öz…
Kendisini yıllar önce (2017) İstanbul’da tanıdım.
More Payroll Teknolojik İnsan Kaynakları Yönetimi’nin kurucu ortağı.
Henüz, ortada UDEMY diye bir platform yok.
YouTube’dan dersler başlamamış.
Eğitimler halen daha fiziki olarak veriliyor.
İnternette para harcamayı bile bilmiyoruz.
Bize çok güzel bir platformu tanıtmışlardı.
Platformda ünlüler, kendi deneyimlerini anlatıyordu.
Mesela Yunus Günçe, öz güven dersini veriyordu.
Mesela Fırat Aydınus, baskı altında karar verebilme yeteneğini.
Birçok ünlü isim, eğitim videoları çekmişti.
Ve bu videolar internetten belirli bir ücret karşılığında indirilerek izlenebiliyordu.
****
Bugünün kafasıyla geçmişi anlayamayız.
Ama yıllar önce, bugünün sektörüne girmiş bir girişimci Dr. Bülent Öz.
Ve şimdi de İnsan Kaynakları Yöneticileri Derneği’nin (İKAYDER) Başkanı.

Kendisinden randevu istedim, hemen kabul etti.
Aslında herkesin aklındaki soruyu sormak için gittim yanına…
“İş veren, işçi bulamıyor, işçi ise; iş bulamıyor. Ülke tam bir kısır döngüye girmiş durumda İnsan Kaynakları Yöneticileri olarak bu duruma bakış açınız nedir?”
Öyle değil mi sizce de!..
Bir yandan bakıyoruz işsizlik oranları İŞ-KUR manipülesine rağmen artıyor. Bir yandan da, iş verenler işçi bulamıyor!..
Bunun çözümü ne olabilir ki…
****
İşte Dr. Bülent Öz’ün cevabı:
“Temel problem şu: İnsanlar ara eleman diyor ama yanlış. Doğrusu ise kalifiyeli eleman. Türkiye’nin kalifiyeli eleman sıkıntı var.
Bunun nedeni de mesleki teknik eğitimin sorunlarıyla alakalı.
Bir çocuk şu anda neden meslek lisesini seçsin? Hiçbir teşvik yok, diğer okullardan farkı yok ayrıca ilerleyecek noktası da yok…
Avrupa’da ve Amerika’da özellikle gelişmiş ülkelere baktığımızda öğrencilerin tamamının yüzde 70’i meslek lisesine gidiyor, yüzde 30’u ise akademik eğitimine devam ediyor. Ama Türkiye’de bu durum tam tersi.
Bugün, mühendis, muhasebeci veya üniversite mezunu aradığınıza dair bir iş ilanı verirseniz, yüzlerce kişi başvurabilir. Ama bir CNC operatörü, kaynakçı aradığınızda ise işçi bulamazsınız.
Temel noktası da meslek liselerinin kontenjanlarının boş olması!
Aslında çözümü de basit.
1-Çocuğu meslek lisesine kayıt ettirdiğiniz an, devlet olarak yapmanız gereken ilk şey o çocuğu tam zamanı sigortalı yapmak.
(Burada araya girip, şaşırdığımı ifade etmek isterim. Hatta “Lisede okuyan öğrenciyi mi?” şeklindeki sorumu anında sordum ve “Tabi ki” cevabını aldım. Neyse devam edelim.)
2-Devlet şu anda sadece stajyer öğrenciye iş kazası ve meslek hastalığı sigortası yapıyor. Yapılan bu sigorta pirime dönüşmüyor.
Meslek lisesine kaydı olan her çocuğa bir burs bağlanmalı. Ailenin çocuğunu meslek lisesine göndermenin bir anlamı olmalı. Burada çocuk kendini ayrıcalıklı hissedecek.
3-Meslek liselerinin yönetimi kesinlikle sanayiciler üzerinde olmalı. Yani üniversitelerdeki gibi bir mütevelli heyeti kurulmalı. Sanayinin talepleri var ama öğretmenler bunu karşılayacak nitelikte değil. Mesela Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi tekstil ağırlıklı bir bölge ama Demirtaş’ta tekstil üzerine kurulmuş bir tane bile meslek lisesi yok. İşte doğru planlama burada devreye girer. Sanayicilerin söz hakkı olmuş olsa iş değişir.
4-Meslek lisesi mezunları ile akademik liselerden mezun olan öğrenciler arasında eşitliğin ortadan kaldırılması gerekiyor. Yani aynı asgari ücreti almamalılar. Düşünsenize bir tarafta yıllarca bu eğitimi almış, artık kalifiye kazanmış öğrenci var, diğer tarafta ise vasıfsız eleman. İkisini aynı kefeye koyabilir miyiz… Burada adalet olmaz.
5-Son olarak, meslek lisesi mezunu istihdam eden iş verenlerin SSK ödemelerini muaf tutulması lazım. O zaman iş verenler de onları almak isteyecek.
İşte bu 5 temel unsur konusunda devlet erkanı tarafından bir çalışma yapılsa emin olun, 5 yıl içerisinde nitelikli iş gücü dolgunluğu oluşur. İşte o zaman ‘eleman bulamıyorum’ konusu ortadan kalmış olur.”
*****
Bir de yıllarca fabrikalarda çalışan ama küçülmeye gidiyoruz bahanesiyle işten çıkartılan 40 yaş üstü işçiler var. Emekli olmak için çok genç ama çalışmak için çok yaşlı olarak nitelendiriliyor. Bu konuda acaba İnsan Kaynakları Yöneticilerinin etkisi var mıdır?
Dr. Bülent Öz’ün konuya yaklaşımı ise şu şekilde:
“Buradaki temel nokta aslında genç enerjinin önemi. Yoğun mesai programlarında verimli çalışabilecek. Bunun yanı sıra eğitim programlarında da zorlanmayacak 40 yaş altı insanları istihdam etmek çok daha önemli ama burada daha önemlisi ikisi de yok. 40 yaş üstündeki kişiye eğer kalifiyeli değilse ‘Gel torna tezgahına geç’ denilirse ne yapacağını bilmiyor. Oryantasyon sürecinde de öğrenme problemi yaşıyor. Kaldı ki, teknoloji sürekli değişiyor. Teknolojiyi takip edebilmek ve ayak uydurabilmek gerekli. Şimdi yaş arttıkça bu teknolojiye ayak uydurmak da zorlu oluyor. Uyum adaptasyonu zor olduğu için tercih edilmiyorlar. Bence burada en önemli nokta insan kaynağını doğru yapılandırmak olacaktır.
Bugün il istihdam kurulları var… Bizim gibi STK’lerin il istihdam kurullarına davet edilmesi gerekiyor. İş veren de devlet erkanı da orada ama İKAYDER yok. Halbuki biz, iş veren ile işçinin arasındaki köprüyüz. Dolayısıyla mutlaka bizim davet edilmemiz gerekirdi. Talepler, beklentiler nelerdir, bunları oturup konuşmak gerekiyor. Bu süreçleri doğru tanımlamadığımız sürece doğru bir planlama yapılamaz.”
*****
Aslında ben de tam bu nedenle Dr. Bülent Öz ile konuşma kararı almıştım. Aradaki köprü olan İnsan Kaynakları Yönetimi’ne kimse söz hakkı tanınmadı bugüne kadar.
Belki de ben ilk olmuşumdur ve bundan sonra İKAYDER gibi dernekler nezdinde İnsan Kaynakları Yöneticilerine de bazı konularda söz hakkı verilir…






Yorum